20 Kasım 2009 Cuma

Maske


“GÜLE GÜLE MASKELERİM”


Aramak, ne aradığını bilmek… Bilmek bir çözüm mü? Bilmek, bilgi her şeyin çözümü olsaydı bu durumda olmazdım. Çünkü ne aradığını bilmek aradığını bulduğunda ulaşabileceğin anlamına gelmiyormuş. Yıllarca aradım; geçmişte, şimdide, öngördüğüm bütün geleceklerde. Şimdi geçmiş olan gelecekler. Aradığımı buldum ama bulduğuma ulaşamadım. Kokusunu alacak kadar yaklaştım. Kokusunun tadını bütün benliğimde hissettim. O göremesede gözbebeklerim büyüdü O’nu her gördüğümde. Elim terledi. Dizlerim tutmadı. Ama kendimi bırakamadım, bırakamazdım. O’nun hiçbirşeyden haberi yoktu ki… Nasıl olabilirdi ki? Yüzlerce maske. Hangisinden seçecekti gerçek beni? Attım hepsini, bütün maskelerimi. Saf, aptal, ne diyeceğini bilemeyen, korkularıyla baş başa o silüet kaldı. Aptal dedim ya gerçekten öyleydim. Söyledim sevdiğimi. “Ya olursa?”, “Ya giderse?”yi yendi bir süre ve o sürede söyledim tarihin en acı veren, en huzur veren, en sinir eden, en çirkin ve en güzel sözcükler bütününü. O an fark ettim karşımda da maskeler vardı. Sağından baktım, Solundan, altından, üstünden, gözlüklü-gözlüksüz, renk renk günlerde göremedim. “Maske”. Dünya üzerinde üretilmiş mükemmele yakın tek şey. Gel zaman - birlikte sinemaya gittik. - git zaman - birlikte yemek yedik, bir şeyler içtik. “Yarın buluşalım” dedi, ilk defa bu kadar ciddi idi. O yarın gününde üzüleceğim ve ya sevineceğim kesindi. Arası yoktu. Kesinlik vardı. En kötüsüne hazırladım kendimi. Yapmayacağını bildiğim şeylere bile. Usulü ile ince bir dokunuş gibi söyledi bütün o “olmuyor”u. Olmadı, bulduğuma ulaşamadım.

“HOŞGELDİNİZ MASKELERİM”



Hoş mu geldiler? Onlar olmasaydı etrafımdaki onca insan soracaktı. “Ne oldu?”, “Kim üzdü?”, “Sana kız mı yok?”, “Elini sallasan ellisi?”… Kuru gürültü ile avunamıyorum. İlgi çekmeyi seven biri olarak ilgi istemiyorum. Bekliyorum. Yanında oturuyorum, aynı odanın havasını soluyup, aynı şeylere birlikte gülüyorum. Yetmiyor. Uzaktan sevemiyorum. O’nu hayallerimden savuşturamıyorum. Savaşmakla olmuyor. Kendini işe vermekle olmuyor. Gülmekten karnımın ağrıyacağı ya da ağlamaktan gözlerimin ağrıyacağı filmleri, oyunları izlemekle kurtulamıyorum. Çok uzakta… Hem de çok… Bana kalan, elimde olan tek şey kaldı. Maskem. En yalancısını, en tiyatrocusunu takıyorum artık yanına giderken. Bir şeyler anlayıp suçu olduğunu düşünmesini istemiyorum. Suçu yok bu aşkta, aşık olan benim. Kızamam. Küsemem. Kaçamam.

0 yorum: